11 Şubat 2009 Çarşamba

Geçmiş Olsun

Her sporun kahramanları vardır. Basketbolda Jordan, futbolda Pele, Maradona olduğu gibi. Kabul ediyorum, futbolda bu kahramanların sayısı hem oldukça fazla hem de kısa zamanda yeni kahramanlar görme olasılığımız çok yüksek.

Formula 1'in de yakın zamandaki kahramanı kırmızıyla görmeye alışkın olduğumuz Michael tabii ki. Kırılabilecek tüm rekorları yıkıp geçip, genç sayılabilecek bir yaşta, hem de popülaritenin zirvesindeyken bu sporu bırakmak zor bir karardı şüphesiz. Hem O'nun, hem de benim gibi O'na hayran olanlar için. Ortaokul 1. sınıfta tanıştım Formula 1'le ve dolayısıyla kendisiyle. O zamanlar Kırmızı'yla ilk sezonuydu. Yani anlayacağınız, ben O'na hayran olduğum zaman kendisi 2 kupalı bir şampiyon olmasına rağmen bıraktığı zamanki kadar popüler değildi.

Pazar sabahları saat 5'te kalkıp Japonya Grand Prix'ini sırf bu adam için izlerdim. Benim O'nu tanımama sebep olan arkadaşla sıraların üzerinde kırmızı maket Formula oyuncaklarımızla yarış yapardık, hem de sırayı ıslatıp yağmurlu hava efekti vererek. Kalemlerimiz bile kırmızı Rotring'di.

Neyse, uzun lafın kısası, gecenin bir yarısında eski dostun kaza geçirdiği haberini okudum. 2 tekerli bir Honda CBR 1000'den düşmüş. Haberin başlığını okuduğumda Silverstone'da duvara çarptığında aracın içinden elini kaldırdığı an geldi aklıma ve "kazalara alışıktır, birşey olmamıştır O'na" dedim kendi kendime. Belki de bir duaydı bu.

Doktorunun söylediğine göre ense ve omzundan hafif yaralanmış, ciddi birşey yokmuş. Geçmiş olsun kırmızılı adam. Dikkat et kendine

Hiç yorum yok: