18 Nisan 2009 Cumartesi

Topyekün Destek


Sezon başında kurulan basketbol takımı Beko Basketbol Ligi'ne çıkmak için mücadele ediyor. Çeyrek Final maçında eşleştiği Beykoz'a ilk maçta bu salonda yenilmiş. Hafta içi deplasmanda rövanşı almış. Son 4 arasına kalmak için bu maçı kesin alması gerek. 19 Mayıs kapalı spor salonu tarihi günlerinden birini yaşıyor. İçerisi tıklım tıklım. Takıma destek vermek için taraftar salonu doldurmuş, oturacak yer yok gelen bilgilere göre. Sadece taraftar mı var tribünde peki?

Asbaşkan orada, yöneticiler orada, teknik direktör orada, futbolcular orada, pilot takım bile orada.

Kolbastı da sizin hakkınız, sevinç gözyaşları da. Asıl şölen Antalya'dan sonra. Şimdilik kısa bir teşekkür, siz yeter ki lige çıkın, yaşattığınız sevincin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.





17 Nisan 2009 Cuma

Futbol Yoktu Ki Kolbastı Olsun

En son Ankaragücü maçını kazanmıştı Trabzonspor kendi evinde, ve en son o maçta kolbastı oynamıştı futbolcular maçtan sonra. Fikstür bazında 4 hafta, gün bazında 70 güne tekabül eden kolbastısızlık vardı yani ortada. Kısacası taraftar evinde sevinmeyi unutmuştu/özlemişti.

Ligin bitmesine 7 hafta kalmışken ve de ortada yeni kurulmuş bir takım varken çok da güzel futbol beklemek mantıklı değil biliyoruz, ki zaten bu takım ligin ilk yarısını averajla ikinci kapatırken de iyi futbol oynamıyordu. Kaybetse de alkışladığımız, bizi mutlu eden, gurumuzu okşayan bir "mücadele" vardı ortada. Haftalardır göremediğimiz şey de işte o mücadeleydi. Hani taraftarın takımı ıslıklamasına, futbolculara küsmesine sebep olan şey işte bu mücadele etmeme haliydi.

Bu akşam da Yattara'nın ayakta alkışlanacak golü dışında hiç birşey yoktu takımda. Ne mücadele vardı ortada, ne de varını yoğunu ortaya koyan bir takım. Kaybetse de alkışlanan o 2008 yılının Trabzonspor'undan eser yoktu anlayacağınız. Ortasahanın ortasındaki Hüseyin-Colman-Selçuk üçlüsünün çok kötü olması, Gençlerbirliği oyuncularının hiç zorlanmadan bizim ceza sahamız önüne kadar katetmelerini sebep oldu. İlk 20 dakikada kritik iki müdahale yapan Cale'nin, sonrasında aynı kritiklikte hatalar yapması, Serkan'ın hem kademede hem de hücum bindirmelerinde eksik kalması, Umut'un yine ne yaptığını bilmeyişi (Yattara'nın golünde yaptığı koşuya dikkat edin) takımın kör topal 90 dakikayı bitirmesine sebep oldu.

Aslında bu akşam Sylva, Egemen ve birazcık da Alanzinho dışında çok da "iyi" denebilecek oyuncumuz yoktu bu akşam. Hal böyle olunca, sahada 90 dakika içinda futbol ve mücadele eksik kalınca, maç sonunda kolbastının olmayışı da iyi oldu. Kolbastı oynayıp kutlanacak birşey yoktu ortada yani.

Kazandık, umudumuz, ümidimiz devam ediyor. Yarın Konya Sivas'tan puan alırsa haftaya oynanacak maç daha da önemli olacak bizim için. Haftanın ilk maçını oynayıp kazanmanın verdiği rahatlıkla geri kalan maçları izleyeceğiz. Umarım istediğimiz/beklediğimiz sonuçlar çıkar diğer maçlardan.

Ps: Takımın gol atamamasını taraftarın baskısına bağlayan Ersun Hoca bu maçtan sonra biraz daha taraftar baskısı konusunu düşünsün.

Mazhar Abi'den 28. Hafta Öğüdü


Dünya (!) derbisindeki meydan muharebesi, cezalar, özürler, Sivas deplasmanında kalacak yer polemiği, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final maçları, Chelsea-Liverpool, iş yoğunluğu, koşuşturmaca derken haftayı bitirdik.

Ligin 28. haftasının açılış maçında Gençlerbirliği'ni ağırlıyoruz Avni Aker'de. Ağırlama konusunda bizim kadar cömert bir takım daha yoktur şu ligde. Nerden çıkardın derseniz, açıp fikstürü, oynanmış maçları baktım. En son Ankaragücü'nü yenmişiz Trabzonda. Sonrasında oynadığımız Denizli-Konya-Galatasaray-İBB maçlarından 2 puan çıkartabilmişiz. En son yine bir başkent takımını yenmiş olmamız, bu sezon Ankara takımlarıyla oynanan 7 maçtan 21 puan çıkarmış olmamız geliyor aklıma sonra.

Derken bilgisayarda Mazhar Alanson'un Cem Yılmaz'la oynadığı filmde söylediği şarkı çalmaya başlıyor. "Benim hala umudum var, isyan etsem de istediğim kadar" cümlesiyle giriş yaptığında tebessüm beliriyor yüzümde.

Bakıyorum fikstüre, lider Sivas deplasmanda düşme hattındaki Konya ile oynuyor. Konya geçen hafta düşme potasındaki rakibi Gençlerbirliği'ne yenilmiş, bu hafta da diğer rakipleri Denizli en altın bir üstündeki Kocaeli'yle, Ankaragücü para sıkıntısı çeken Eskişehirle oynuyor. Kazanamasa da puan almak zorunda Konya yani. Hafta başında bir yöneticisinin Giray Bulak hakkında söylediklerini de hatırlayınca, Konya bu maçtan kesin puan çıkartır diyorum. E Sivasla arada 6 puan fark var, haftaya da bizimle oynuyor. Yani bu haftaki olası puan kaybında (hatta mağlubiyette) Sivas deplasmanından alacağımı 3 puan bizi farklı yerlere götürüyor.

Beşiktaş da eski hocası Ertuğrul'un çalıştırdığı, hasmı Bursaspor'la oynuyor. Ortam taraftar bazında baya gergin. Ki onlar da haftaya büyüklerin belalısı Eskişehir'e yol alacaklar. İçerdeki Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarını saymıyorum bile. Demek ki önümüzdeki haftalarda puan kaybetmeleri beklenebilir.

Bizim puan kaybına uğramamız da olabilir tabii ki, ama tüm bunları düşününce, Cale'nin hafta başında söylediklerini de hatırlayınca, daha çok inanmak lazım diyorum.

Biraz daha açıyorum müziğin sesini. Mazhar Abi sanki bana sesleniyor "benim hala umudum var" derken. Kırma ümidini, daha herşey bitmedi. "Eskişehir maçında tur atarız" sözümü de hatırlıyorum tekrar. Saate bakıyorum, mesai bitmiş. Acele etmek lazım. Malum İstanbul'un Cuma trafiği. Körpü geçilecek, Anadolu yakasına gidilip maç izlenecek.

Benim hala umudum var...

.............................

Trabzonspor muhtemel 11'i;

Tony-Serkan-Egemen-Song-Cale-Hüseyin-Selçuk-Colman-Yattara-Alanzinho-Gökhan Ünal

Barcelona vs Chelsea

Barca Store elini çabuk tutmuş. 24 Nisan'dan sonra sipariş edilebilecek bu t-shirt'u hazırlamışlar yarı final maçları öncesinde.
Fiyat €14.99.

Edit..Atkısı da varmış
Fiyat €11.99;

16 Nisan 2009 Perşembe

Şimdi Neredeler? #Vugrinec

97 yılında Trabzonspor'a gelen, Trabzonspor'da 3 yılda oynadığı 85 maçta 29 gol atan Davor Vugrinec'in şu anda ne yaptığını, nerede olduğunu merak eden var mıdır bilmem. Hatta kimin aklına durduk yere bu oyuncu gelir hiç bilmem. Ama benim aklıma geldi.

Cale Trabzonspor'a gelmeden önce Dinamo Zagreb'de Vugrinec'le birlikte oynuyordu. Hatta imza töreninde Vugrinec'ten Trabzonspor hakkında bilgi aldığından bahsetmişti.

İlk kez Trabzonspor forması giydiğinde aslında 95-96 sezonunun iskelet kadrosu henüz bozulmamıştı.Hami-Ogün-Abdullah-Ünal-İskender-Orhan Çıkrıkçı Trabzonspor forması giymeye devam ediyorlardı. O sezon kadroda Selahattin, Fatih, Hami, Bayern Münih alt yapısından yetişmiş Çetin gibi gole yakın isimler de vardı. Daha sonra Gökdeniz, Campbell gibi isimlerle birlikte sahaya çıktı. Hatta hatta lig lideri Sivas'ın Hocası Bülent Uygun'la aynı formayı giymişliği bile vardır.


Kariyerinde Lecce-Atalanta-Catania gibi 3 İtalyan kulübünde forma giymişliği de var olan Vugrinec futbol yaşantısını ülkesinin NK Zagreb takımında devam ettiriyor. Hırvat liginde 7. sırada olan takımda Davor takımının en golcü oyuncusu ve şu ana kadar 9 golü var. Kariyerinin son demlerindeki bir oyuncu için hiç de fena sayılacak bir rakam değil. Takımı son hafta Osijek'i içerde 1-0 yenmiş ve haftasonunda Vugrinec'in profesyonel kariyerine başladığı Varteks ile deplasmanda oynayacaklar. Vurginec takımı için son golünü 18 Mart'ta Hırvatistan kupası yarı final maçında deplasmanda ezeli rakipleri, geçen yılki takımı Dinamo Zagreb'e penaltıdan atmış. Attığı gol de pek fayda etmemiş, zira içerde golsüz berabere kaldıkları Dinamo'dan deplasmanda 4 yemişler ve elenmişler.

Merak edenler için, 200 Bin Dolar bonservisle bizden ayrılıp Serie A'nın Lecce'sine yol alan Vugrinec'in durumu budur.

Bu arada, Vurginec abimiz kendini sanata adamış durumda. Yok yok, sanat için soyunanlardan değil, ancak ünlü Hırvat sanatçıların resim ve heykellerini toplayıp koleksiyoner yapacak kadar sanat meraklısı.

15 Nisan 2009 Çarşamba

Ölmek Bir Takım Uğruna, Ayrılmak Sevdiklerinden Çok Sevdiğinin Yolunda

Bazıları için kelimeler yetmez böyle zamanlarda insanın hislerini anlatmasına. İnsan hiç birşey söylemek istemez, saatlerce susmak ister, kimseyle göz göze gelmeden. Hangi mantık kalıbına sığar, hangi bahaneyle örtbas edilebilir ki bir futbol takımını izlemek için ölümün soğuk ceketini giymek.

Bugün, 17 yıl önce bir kupa maçı için Samsun'a giderken kaza geçirip vefat eden 6 Trabzonspor şehidinin aramızdan ayrılışının yıldönümü. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun Neşat Akyazı, Kürşat Akyazı, Yusuf Sevgi, Hasan Sevgi, İsmail Akyazı ve Ziya Kara. Şampiyonluk kupası sizin mezarınıza da gelecek.

.........................................

Rahmetli Orhan Kaynar'ın 16 Nisan'da Hürriyet'te çıkan yazısı;

"Maçı mı izledik, yoksa hazin bir tören mi anlayamadık. Öylesine gergin bir maç ki, herkes "Şu karşılaşma kazasız belasız bitsin" diye dua ediyordu. Trabzon'dan, Ankara'dan, İstanbul'dan binlerce kişi Samsun'u adeta istila etmişti. Hele sabahın erken saatlerinde 6 Trabzonsporlu taraftar trafik kazasında ölünce, gerginlik de had safhaya ulaştı.

Karşılaşma öncesi süren gerginlik, Trabzonsporlu ve Beşiktaşlı iki taraftarın ellerinde bordo mavili ve siyah beyazlı bayraklarla üstelik kol kola statta tur atmaları gerginliği azaltttığı gibi, eski olaylar bir anda unutulup, gözler 90 dakikalık mücadeleye döndü.

İşte böylesine bir maçta, Cyzio'nun fizik gücünü bastırıp, Trabzonspor'u 1-0 öne geçirdiği gol, bordo mavili taraftarlara bayram sevinci yaşattı. Karşılaşmanın ikinci yarısında Trabzonspor birçok net pozisyon daha yakaladı. Ancak son vuruşu yapmakta başarısızdı.

Sahada oynanan futbolu anlatmaktan çok şunları söylemem gerekli. Dün bana göre aklı selim kazandı. Herkes şapkasını çıkartıp önüne koymalı. Trabzonspor Taraftarı akıllı olmalı. Bir Trabzonsporlu olarak, Trabzonspor'un yakaladığı finale sevinemedim. Aklım hep o gencecik bordo mavili futbol şehidi taraftarlardaydı. Başsağlığı dilemekten başka elden ne gelir ki?"

Orhan Kaynar
16 Nisan 1992 - Hürriyet

14 Nisan 2009 Salı

Porselenci Tymoshchuk


Zenit kaptanı Anatoli Tymoschuk, karısıyla birlikte Kraliyet Porselen Fabrikası'nda paskalya yumurtası yapmayı öğreniyor. Yaptıkları paskalya yumurtası açık artırmayla satılıp geliri bir hayır kurumuna bağışlanacak.

Ps:Daha güzel bir yenge beklerdim Tymoschuk'tan