10 Şubat 2009 Salı

Biraz Daha Dikkat Lütfen


Sporun, daha doğrusu futbolun endüstriyelleşmesinden sonra, artık kulüplerin gelir kalemlerinde çeşitlilik ve artış olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu gelir kalemlerinin başında da kulüplerin kendilerine ait mağazaları ya da perakendeciler vasıtasıyla lisanslı ürün satışları geliyor. Bu konuda profesyonel çalışan kulüpler emeklerinin karşılığını Fenerium örneğinde gördüğümüz gibi fazlasıyla alabiliyor.

Bir giyim markası, ürünlerinin tanıtımı amacıyla gazete/dergi/internet mecralarını kullanmak için hatrı sayılır paralar öderken, futbol kulüpleri kendileri haber değeri taşıması sebebiyle böyle bir şey için tek kuruş harcamamaktalar. Şöyle ki hemen her gün her gazetede bu futbol kulüplerinin antrenmanlarından, maçlarından, etkinliklerinden fotoğraflarıyla birlikte haberler yer alıyor. Bu bakımdan birere giyim markası olarak görebileceğimiz kulüpler, aslında bedavaya ürün tanıtımı ve defile yapmış sayılırlar. İşte bu yüzden idmanlarda, maçlarda ya da kulüp etkinliklerinde kullanılan ürünlere özen gösterilmesi şart.

Yukarıdaki fotoğraf 10 Şubat'ta Trabzonspor'un sabah idmanında çekildi ve kulübün resmi sitesinde yayınlandı. Kaleci Tolga'nın giydiği eşofmanın önündeki Avea yazısı soyulmuş ve kötü bir görüntü vermekte. Bu ürünlerin sezon başında çıktığı düşünülürse, açık açık "aldığınız ürün 6 ayı bulmadan deforme olur" imajı veriliyor.

Kulübün "vitrini" diyebileceğimiz bir yayın organında, satıştaki bir lisanslı ürünün tanıtımı bundan daha kötü olamazdı. Bu ürünü gören taraftara resmen "ürünü alma" denmesi çok vahim bir durum.Hani bazen markalar hakkında dedikodu çıkartılıp, karalama kampanyası yapılır ya, maalesef biz bu karalama kampanyasını kendimiz yapıyoruz.

9 Şubat 2009 Pazartesi

Filmden Bir Kare


Serdar Akar'ın filmlerinde futbolu ne kadar çok kullandığını bir çoğumuz biliriz. "Hayat fena halde futbola benzer" sözü, Gemide filminden aklımızda kalan en manidar cümledir belki de.

Beşiktaşlı olduğunu bildiğimiz, futbol sevdalısı Akar'ın filmlerinin ayrı bir tadının olduğunun da hepimiz farkındayızdır. Şiddet'i bu kadar izlenebilir hale getirdiği için kendisine teşekkür ediyorum, ama konumuz Serdar Akar'ın başarılı yönetmenliği değil.

Serdar Akar'ın; Ankara'da yaşanmış gerçek bir hikayeden esinlenerek çektiği "Barda" filminde de aynı şekilde şiddet ve futbol temaları kullanılmıştı. İzlememiş olanlar için anlatayım, içinde mini bir halı saha olan barda her akşam 3'er dakikadan 3'e 3 maçlar oynanmakta ve kazanan takıma o barda 1 yıl boyunca ücretsiz içki servisi yapılıyordu.

Filmin başındaki ilk maç sahnesinde, kahramanlarımızdan Nail (Doğu Alpan), sahada rakiplerini teker teker güzel çalımlarla geçip gollerini atıp, tabiri caizse şov yapmış, maçın yıldızı olmuştu. İşte kahramanımız Nail gollerini sıralarken gözüme halı saha yeleğindeki numarası takıldı.

Tahmin edeceğiniz, edemiyorsanız yukarıda göreceğiniz gibi Nail'in forma numarası 61'di. Ülkenin en büyük futbol şehrinin çıkardığı yıldızları, bu şehrin futbolcu fabrikası olduğunu, şehirdeki herkesin ortalama üstü futbol bilgisi ve yeteneği olduğunu tekrar sıralamama gerek yok.

Futbolla yakından ilgili Serdar Akar, muhtemelen sahada en iyi futbol oynayan kişiye 61 numarayı bilerek giydirdi. Veya Doğu Alpan Trabzonlu ya da Trabzonsporlu olduğu için kendisi bu numarayı giymek istedi. Ya da, hoş bir tesadüf oldu, ve tamamen rassal olarak filmdeki en iyi futbol oynayan karaktere 61 numara rastladı.

3 ihtimal de insana keyif veriyor.

Ayıp Olmuyor mu Vakıfbank?


Ankaragücü maçını televizyondan izleyenler maçtaki Vakıfbank'ın sanal reklamını hatırlayacaktır. 4 futbol kulübüyle yıllar önce taraftar kredi kartı anlaşması yapan Vakıfbank, kredi kartında World sistemine geçmesinden dolayı kart tasarımlarını yeniledi ve yeni bir reklam kampanyası başlattı. Kampanyada "Aşkı Senden, Kartı Bankandan!" sloganı kullanılırken mecra olarak da Süper Lig karşılaşmaları ve spor gazeteleri tercih edildi. Buraya kadar kampanyayla ilgili bir sıkıntı yok. Herşey olması gerektiği gibi.

Ben de bir Trabzonsporlu ve de kredi kartı kullanıcısı olarak istedim ki kartla yapacağım alışverişlerden kulübüme katkı olsun. Bu sebepten Ankaragücü maçının devre arasında http://www.vakifkart.com.tr/ adresine girerek kart hakkında detaylı bilgileri ve nasıl başvuru yapabileceğimi öğrenmek istedim. İlgili sayfada, kart başvurusu kabul olanlar için bir de atkı-bere promosyonu olduğunu görünce daha da çok sevindim. Nihayet birileri spor odaklı iletişim yaparken doğru hamleler yapıyor diye geçirdim içimden. Taa ki, diğer kulüp kartlarıyla ilgili bilgilere bakana kadar.




FB, BJK ve GS Taraftar kredi kartları için, başvurusu kabul edilen ilk 5.000 kişiye promosyon veren Vakıfbank, Trabzonspor taraftar kredi kartında ise ilk 2.000 kişiye lisanslı ürün promosyonu veriyor. Trabzonspor'un, sözünü ettiğim kart sistemine dahil edilmesini yerinde bir hareket olarak değerlendirsem de buna teşekkür edecek değilim. Neticesinde Vakıfbank Trabzonspor ismi sayesinde yeni müşteriler ve dolayısıyla gelir elde edecek. Trabzonspor'un sisteme dahil edilmesini, yöneticilerinin "bu kulübün büyüklüğünün farkına varmış olmaları" olarak yorumlayabilirim.

Ancak, Trabzonspor'u ciddiye alan bu yöneticilerin, böyle bir kampanyada, bu şekilde bir ayrımcılık yapmalarını içime sindiremem. Vakıfbank yetkilileri en kısa zamanda yaptıkları hatanın farkına varmalı, promosyon kampanyasında da eşitliği sağlamalılar. Aksi takdirde kriz kapıda.

Maç İzlemek:3 TL, Maç Sonrası Kolbastı:2 TL



Yorumsuz!!!

8 Şubat 2009 Pazar

Ümit Aktan

En son ne zaman bir maçı radyodan dinledim hatırlamıyorum. Ümit Aktan'ı da en son ne zaman dinlediğimi hatırlamıyorum. Saolsun kendisi bir maçı insana en güzel şekilde dinletebilecek yılların spikeridir. Maç anlatırken söyledikleri, kullandığı tabirler, betimlemelerden bir mizah kitabını doldurabilecek malzeme çıkar ki ben bu yazıda yıllardır anlatılan Ümit Aktan yorumlarını yazmayacağım.

Cuma akşamı Ankaragücü maçı başladığında ben hala otobüsteydim. Evde Lig TV varken böylesi önemli bir maçtan daha fazla mahrum kalmak istemediğimden, eve daha çabuk gidebilmek otobüsten inip bindiğim takside radyoyu açtırdım ve en son ne zaman dinlediğimi hatırlamadığım o muhteşem sesle irkildim. Pür dikkat maçı dinleyip efsanenin yeni bombasını merakla beklerken çok gecikmeden kendisi Ankaragücü oyuncusu Jaba için "çimlerden 1 karış yüksek" diyip merakımı giderdi. Ben yüzümde tebessümle Ümit Aktan'ın eski yorumlarını düşünürken önce Tayfun'un golü, sonrasında taksicinin kahkası geldi. Kimbilir o arada benim kaçırdığım neler söylemişti Ümit Aktan.

Sen yaşadıkça radyolardan uzak kalma emi.

Takımın Karakteri


Bu sezon Trabzonspor’daki en büyük gelişim oyun disiplininden kopmamasında oldu. Takım belki göze çok da hoş gelen bir futbol oynamıyor, belki oyunun her anında topa daha çok sahip olup her zaman hücumu düşünmüyor ama gol yese de, geriye düşse de son dakikaya kadar oyunu kazanma arzusunu yitirmiyor. Şimdiye kadarki 19 haftalık lig periyodunda Antalya, Konya, Kayseri, Kocaeli, Eskişehir maçlarında, kupadaki Beşiktaş maçında bunu çok açık şekilde gördük. İşte Ankaragücü maçı, Trabzonspor’da birkaç yıldır olmayan “takım karakteri” kavramının yerleştiğini tescil etmiş oldu.

Taraftarın takıma sonuna kadar destek vermesinin altında da işte bu mücadele ve maçı sonuna kadar bırakmama yatıyor. Eğer ki Trabzonspor’un iyi futbol oynamadığı bir maçın 89. dakikasında maç hakkında konuşan iki taraftar bir şekilde golün geleceğini, takımın kazanacağını düşünüyorsa bu kazanma isteğinden dolayıdır.
*Bu yazı 09/02/2009 Taka Gazetesi'nde yayınlanmıştır

Biraz Erken Değil mi Egemen?


Ankaragücü maçı sonrası Egemen’in saha ortasında 3lü yaptırması o an, ben de dahil olmak üzere bir çok Trabzonspor taraftarının hoşuna gitmiştir. Ancak şu anda düşündüğümde Egemen’in bu hareketinin kendisi için çok erken olduğunu düşünüyorum. Daha Trabzonspor’daki ilk sezonunu tamamlamadan, taraftara yönelik böyle kişisel hareketlerde bulunmaması gerekiyor.

Kendisinin sezon başı transfer olduğu şehre ve takıma adapte olması, maçlarda performansının limitlerini zorlayıp sonuna kadar mücadele etmesi bir taraftar olarak tabii ki takdir ettiğim noktalar. Ankaragücü maçı sonrası tezahürat yaptırmasında da art niyet aramasam da, olayı sıkıntılı bir maçın galibiyetle bitmesinin sevincinin dışavurumu olarak nitelendirsem de yine de Egemen gibi Trabzonspor formasını 1 sezondan daha az süredir giyen bir futbolcunun böyle bir hareketi yapmaması gerektiğini düşünüyorum. Kendisi belki farkında değil ancak henüz üzerindeki “Bursasporlu Egemen” imajı, “Trabzonsporlu Egemen” olmuş değil. Önce formayla özdeşleşsin, ömrü izin verirse daha çok 3lü çektirir.
*Bu yazı 09/02/2009 tarihli Taka Gazetesi'nde yayınlanmıştır