17 Mayıs 2009 Pazar

Allah'ım Sana Geliyorum


Kocaeli maçından sonra söylediklerim hala geçerli, ligin bitmesine 2 maç kalmışken sistem-oyun-kadro-oyuncu değişikliği tartışacak durumda değiliz. Kazandık, hem de uzatmalarda atılan golle. İlk yarı kötüydük, Yattara'nın erken sakatlanması belki de planları alt üst etti, ya da Colman'ın tutukluğu, ya da Ferhat'ın berbat oyunu. İlk düdükten son düdüğe kadar ayakta kalan tek bir oyuncu vardı, o da kaptan Hüseyin idi. İkinci yarının 55-60 dakikaları arasındaki beş dakikalık rölantideki oyunu dışında mükemmel oynadı, top kaptı, adam geçti, dikine de oynadı, ara pası da attı. Fazla birşey söylemeye gerek yok bu maçla ilgili. Kazanmanın mutluluğu paha biçilemez.

Haftaya Eskişehir'e gidiyoruz, sonrasında Fenerbahçe. Tamam üçüncü sıradayız ama
sonuna kadar takibe devam.




İlk vuruşunda İvankov köşeden çıkardı, ikinci vuruşunda barajdaki futbolcunun eline çarptı. Üçüncüsünde aldı topu, öptü, kokladı, kaleye baktı, vurdu, Mustafa Keçeli'den sekip yol tarafı kaleye gol oldu. Uzatmaların uzatmalarının uzatmalarında olunca bu gol, bize kendimizden geçmek kaldı. Formanı çıkartıp haftaya Eskişehir'de bizi Umut'la başbaşa bırakmasaydın daha da güzel olurdu ya neyse, senin canın sağolsun Gökhan...

Bursaspor taraftarını Avrupa rüyasından uyandırdığımız için özür dileriz, Avrupa Ligi için pasaport çıkartan arkadaşlar vizenin Trabzon'dan alınması gerektiğini unutmuşlardı sanırım. Avni Aker'de Bursa'ya yenilmeme serimiz devam ediyor, önümüzdeki yıllar için şimdiden hazırlığa başlasın arkadaşlar.



Golden sonra tribünlerin tellere akışına dikkat

Hiç yorum yok: